31 Ağustos 2010 Salı

Siyasetçi değilim ben.

Siyaseti pek sevmem ben. Hatta hiç sevmem. Siyasetçi bir kişiliğim yoktur aslında. Saçma sapan kavgalarda falan da bulunamam öyle. Ezilirim hep siyaset konusunda, çünkü hiçbir şey bilmiyorum. Bilmek için de çabalamıyorum açıkçası. - onsekiz yaşında olsaydım eğer - Şu an hangi partiye oy vereceğimi bilmiyorum mesela. Veya referandum konusunda herhangi bir görüşüm de bulunmamakta. Yok, çünkü uğraşamam. Külfet ve baş ağrısı sadece. Bu kararsızlığımın içinde hangi partiye oy veremeyeceğimi bilemediğim için, zamanı gelince siyaset partisi kurmayı düşünüyorum. Evet. Kendime oy vericem sürekli. Sürekli kendime vericem. - Oh yes - Siyasetçi olmayan insan parti açıcak. Ne garip değil mi. Ama şimdiden sloganımı bile hazırladım ; " Her şey patates püresi için ! " evet. Ordaki her şey ayrı yazılıyor ama. Akp'nin " Herşey Türkiye için " sloganındaki gibi bitişik değil. Türkçe kurallarına uymayan bir kurumun iktidarda bu kadar süredir kalabilmesine şaşıyorum doğrusu. Neyse, ben partimi bilirim kardeş. Kısaltması bile hazır ; " PPP : Patates Püresi Partisi " oylarınızı bekliyorum. Teşekkürler.

-Siyasetçi değilim ama bir siyaset partim var. evet.

29 Ağustos 2010 Pazar

beş (5) yıl.

Ya şu büyük bayanların, küçük ve tatlı insanları sevmesi ve o sevgisini acayip derecede mükemmel bir şekilde göstermesi beni suratının ortasına sağlam bir sağ kroşe patlatmaya teşvik ediyor. Geçen geldi birisi, ben de tam o sırada denize girmek için hazırlanıyordum. Sanırım yirmiüç yaşlarında falandı " aa, ne kadar tatlı şeysin sen. beş-altı sene daha büyük olsan, seni kaçırmazdım. " dedi. gayet sakin, rahat ve - her ne kadar hayattan bezdirseler de bu tipler - huzurlu bir şekilde dönüp " şükürler olsun. annem beş sene daha bekleyebilmiş " dedim. Kıs kıs güldü öküz. " yerim seni yaa " dedi. " patates püresi miyim lan ben ?! " dedim. sonra denize koştum. Sonra arkamı döndüğümde, hasretime dayanamayıp kumdan kaleler yaptığını gördüm. İçine girip saçlarını uzatıcaktı sanırım. Beş sene ile kaçırdığım biricik rapunzelim benim <3 çirkin rapunzel <3

- Lan Rapunzel. Sana bloğumda yer ayırdığım için de yemelisin beni.

18 Ağustos 2010 Çarşamba

biyoloji.

Dün, biyografiye biyoloji dedim. Hâlâ inanamıyorum kendime. Çok komikti ama. Artık, ne söyleseniz inanırım. Doktorlar, tıpta çığır açabilirsiniz, inanırım. Öğretmenler, siz dalganıza bakın, sizden bi' bok olmaz. Öğrenciler, ne garip kişiliklersiniz lan, daha bugünden gelecek planı kuran, ve onun için harıl harıl çalışan tiplersiniz, asıl çığırı siz açarsınız, inanırım. Bilim adamları, size söyleyecek söz yok, söylersem üstümde deney yaparsınız diye korkuyorum. Size tüm kalbimle inanırım. Sen, aslında sen, bana geri dönebilirsin. Yeniden. Buna inanmayı bir süre düşünmeliyim sanırım.

- *sen : kim, bilmiyorum. aslında. şey. bilmiyorum.
- Haşlanmış yumurtadan girip, fabrika atıklarından çıkmak gibi oldu lan.

11 Ağustos 2010 Çarşamba

hem de doktordan.

Geçen gazete okurken bir ilan gördüm. " Doktordan ikibinsekiz model temiz araba " yazıyordu. Neden illa " doktordan " yazma gereksinimi duymuşlardır ki ? Hani hipokrat yemininde arabamı temiz kullanacağım gibi bir madde mi var acaba? Garip. İleride bir manav dükkanı açıp. " Bu arabayı yeni söktüm getirdim toprağından ağabey " gibisinden bir ilan ile karşınıza çıkarsam şaşırmayın.

kabul etsem mi ki?

Hani bu, bazı programlar olur da, kurulumunda " kabul ediyorum " veya " kabul etmiyorum " gibi saçma sapan yazılar olur ya. Ne gereği var? Gidip Microsoft'dan yüzelli tl bayılıp bir program alıcak, ve senin sorduğun o saçma soruya " kabul etmiyorum " diyecek bir gerizekalı var mıdır acaba? merak ediyorum doğrusu.

10 Ağustos 2010 Salı

yöresel ısınma.

Abi bu ne sıcak ya. Uyuyamadım valla sıcaktan, gecenin bu saatinde bari işe yarayıp sahurda bizimkileri uyandırıyım diye uyandım bak. Açtım televizyonu, sıcakların artması ile küresel ısınma cart curt diyordu, dinlemedim bile. Küreselmiş. Bok küresel! Ne küreseli lan. Düpedüz yöresel ısınma bu. Sadece bizim bu tarafta var sanki. Sanki, içimde iki-üç kendini bilmez hıdırellezi kutluyor.

-Hıdırellez, ne güzel oturdu oraya öyle.

7 Ağustos 2010 Cumartesi

sınavsistemi.

Abi nedir bu milletin sınav sistemini dışladıkları ya, bu kadar kaka bir sistem olduğunu düşünmüyorum açıkçası. Dikkat edin kazananların bi' çoğu sınavı gözünde büyütmeyen, sakin kişilerden çıkıyor. Gençlere soruyorlar, başbakan olsaydın ne yapardın? Kpssyi kaldırırdım. Yerine ne koyacaksın? Koymicam. Boş kalsın. Yerine değil şeyine koycam, -burnuna-. Yeter lan. Bu ne lan, adam olucaz diye okuyoruz, pat bir sınav çıkıyor. Daha garip olanları da vardır ki, hani iyi geçen bi' sınavdan çıkıyorsunuz, kendinizden o kadar eminsiniz ki, ama bir şeyi farkında olmadan unutuyoruz, daha vahim olanı, evdeki sınavı. Nasıl geçti oğlum? Manyak geçti baba. Nasıl yani manyak? kötü mü yoksa? gibisinden.
Evdekiler daha bi' acayiptir bence.
Ben başbakan olsaydım eğer, kpss'yi kaldırırdım. Ama yerine öpss'yi koyardım. öpücü psikopat sınav sistemi.

-sınav sistemlerine karşı değilim. hatta, ülkemizdeki kişileri seçici bi' yöntemle hak ettikleri yeri buldurabildiğine inanıyorum. tabii torpil yokken.

6 Ağustos 2010 Cuma

bok.

toplumda bokun neden bu kadar kaka, pis bir şey olarak karşılandığının hâlâ ikilemindeyim. Facebook'a veya Twitter'a veya buraya, hiç farketmez. Şu an bile bunu yazdığım için dışlayanlar, " ıyyy iğrenç pislik " diyenler olabilir. Ama soruyorum size, bunu diyenler hiç mi tuvalete gitmiyor ? hiç mi sıçmıyor abi. çok merak ediyorum ya. Mesela, yeni tanıştığınız bir bayanla buluşmaya gidersiniz. Bayan sizden izin isteyerek, tuvalete gider. O zaman neden hiç şaşırmazsınız ? " Aaa, sen sıçıyor muydun? " falan diye. Boka iğrenç tiksinç diyenler günde üç öğün atıyorlar abi pat pat. O zaman problem yok. Biz söyleyince mi ayıp oluyor? Bilinçlenin artık. Bok iyi bir şeydir. İki gün sıçmayın anlarsınız.

-bokiyibirşeydir. kaka pistir, ama bok öyle değil.

4 Ağustos 2010 Çarşamba

şart.

Neden traş olmayı seven herkes erkek olmak zorunda? Kadınlar da traş olabilir, tanıdığım bi çok bıyıklı kadın var. Ama onların traş yöntemleri çok farklı. Bi' türlü kafam basmıyor, abidik gubidik makineler, ipler, iğneler falan. Alıcaksın eline makası, jileti, vurucaksın dibine dibine. Traş olmayı seviyorum deyince, illa erkek mi olmamız gerekiyor yani? Belki bi' kadın olup, traş olmayı seven erkekleri de seviyorumdur, bu durumda otomatik olarak traş olmayı da severim. Seviciler hep sever, nesquik sever, traş olmayı sever, traş olmayı seven erkekleri sever, traş olmayı seven erkekleri seven kadınları sever. Seven sever, sevmeyen yine sever, fakat burası bizi ilgilendirmez.

-traş <> şart. ne gariptir ki, ikisinin de tersi bir biri oluyor. 770077 gibi. şarttraştraşşart.

~ küçükken 'tıraş' yazmayı bilmiyormuşum sanırım. (2011. 29 Ağustos. Pazartesi.)

Cimriye.

Bugün, yine sabah uyandıktan sonra annemi her zamanki gibi mutfakta kahvaltıyı hazırlarken gördüm. Neden her zaman benden erken uyanıp bunu yapmak zorunda ki? - Annelik duygusu sanırsam, beslemesi gereken iki-üç iti var da - herneyse, babamın artık iki haftada bir nesquick paketi - büyük olanlardan - alması ile iflas eşiğine gelmiş bi eşi olduğu için, her gün o lanet soruyu tekrarlar bana ;
"Kaç kaşık atıyım?" bu soru o kadar garip bir sorudur ki, 36 kere cevaplandırmama rağmen hala cevabı bulunamamış bir kimya sorusu gibi sorulmaktadır her gün. evethergün. Ve nedense her defasında söylediğim nesquick miktarının bi' kaşık eksiğini atmakta, bunun o kadar kolay  farkına varıyorum ki. Bu yüzden onun adını Cimriye koydum.

-gündeüçbüyükbardağaüçbüyükkaşıknesquickiyigider. <üç. Bunu bi de anneme anlatması var.