Bugün dolmuşa binerken kapısına kafamı vurduğumda, ne kadar çabuk büyüdüğümün bir kere daha farkına vardım. Bana gülenleri hoş karşılıyorum, çünkü yol boyunca ben bile kendime gülmeden duramadım. Gariptir ki, o gün içerisinde bindiğim diğer dolmuşlarda hep dikkat ettim kafamı vurmamaya, ama bir hafta sonra tekrar binecek olsam, eminim ki tekrardan vuracağım o kapıya kafamı. Ne kadar çabuk büyüdüğümü anlamamın diğer sebebi ise, küçükken, bana " sadece büyük abiler kafalarını dolmuş kapılarına vurur " düşüncesi hakimdi. Yani ne bileyim, sırf kafamı vurayım diye büyümek istemiyordum tabii ki, ama kafamın oraya vurmasını benim artık büyük bir abi olduğum anlamına yoruyorum işte. Küçüklükten kalma bir öngörü gibi. Ayrıca, küçükken, büyük bir abi gibi gözükmek için dolmuş kapılarının ucunda zıpladığımı da hatırlarım. Kafamı vurup artistlik yapmak için.
- Ya dolmuş kapıları çok kısa, ya da ben artık uzunum. İkinci ihtimali düşünmesi bile sevindiriyor sanki insanı. tamam ya. birincisi doğru. kabul ediyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder